Hayal mi Ediyoruz, Hayal mi Ettiriliyoruz?

İnsan düşünen bir varlıktır. Geçmişte olanları, yaşadığı anı ve yaşamayı istediği hayatı zihninde canlandırır. Bu nedenle düşünmeyi üç farklı dala ayırabiliriz. Bunlar, geçmişi hatırlamak, yaşadığımız anda olaylara bakışımız ve geleceğimizi zihnimizde tasarlamak, yani hayal etmek.

Bunlardan birincisi olan geçmişi hatırlama, insanın yaşadıklarının zihninde bıraktığı izlerdir. Bu izler asla değiştirilemez. Sadece silinebilir veya netliğini kaybedebilir. Bu nedenle dışarıdan hiçbir müdahale insanların hatıralarını değiştiremez. Bu sayede geçmişimiz her zaman güvende kalır.

Aliexpress TR

İkincisi olan yaşadığımız an yani olaylara bakışımız ve karar vermemiz. Bu durumda ise zaman kavramı yoktur. Olaylar olur ve biterken zihnimizde bu olayların birtakım karşılıkları gerçekleşir. En gerçekçisi budur çünkü, canımız yandığında onu o an hissederiz fakat canımız yandığı bir anı hatırlarken canımız tekrar yanmaz. Bunu da içerisinde iki dala ayırabiliriz, bakış açısı ve verdiğimiz kararlar. Hepimiz biliyoruz ki her zaman olaylara bakışımız ile verdiğimiz kararlar birbirini tutmaz. Bu noktada ise dış etkenler bakış açımıza etki edemez. Fakat verdiğimiz kararlarda durum aynı değildir. Düşüncelerimiz çok farklı olmasına rağmen verdiğimiz kararlar tam zıttı olabilir. Bunun sonucunda düşüncelerimiz verdiğimiz kararlara uyum sağlamaya başlar. Örneğin; bir hayvana zarar veren birisini, doğru olmadığını bildiğimiz halde engellemezsek bir süre sonra bunun normal bir davranış olduğunu düşünmeye başlarız. Sonuç olarak biz düşündüklerimiz gibi değil de diğer insanlar gibi yaşamaya başlarız.

En son ve en önemli düşünme biçimi, hayal etmek. İnsan neden hayal eder? İnsan gerek kendi hayatından gerekse diğer insanların hayatlarından örnekler alır ve bunları rehber alarak geleceği hakkında bir takım planlar yapar. Bu durum insana özgüdür. Hayvanlar programlanmış gibi aynı şeyleri yapar, ne eksik ne fazla. Mesela o gün karnını doyuracak kadar yemek bulur, sığacağı kadar yuva yapar. İnsan doyumsuz bir canlı olduğu için sürekli daha iyisini, daha fazlasını ister ve bunu hayal eder. Bir de hayal etmenin başka boyutu vardır; doğaya ve insanlığa daha faydalı olmak. Bunlar da hayallerin sonucunda gerçekleşir. İnsanoğlu uzayı, matematiği, fiziği, kimyayı merak etmeseydi ve bunlar ile yapabileceklerini hayal etmeseydi bu noktaya gelebilir miydi?

Herkes güzel evde oturmayı, lüks arabalara binmeyi hayal eder değil mi? Evet haklı olarak. Ama şunu iyi düşünmeliyiz, acaba bu hayaller bizim hayallerimiz mi, yoksa bize hayal ettiriliyor mu? İnsanların da diğer canlılar gibi beslenme, barınma, ulaşım gibi ihtiyaçları var, bunu inkar edemeyiz. Ancak bizi bu kadar lüks yaşamaya iten ne? Gerçekten bunu mu hayal ediyoruz yoksa bunlar bize bu lüks hayatı hayal etmeye zorlayanların hayali mi? Belki son model bir otomobil almayı hayal ettiğimizi sanabiliriz fakat bu lüks otomobil üreten firmaların sahiplerinin bize hayal ettirdikleri. Bebeklikten çıkar çıkmaz elimize oyuncak spor arabalar verildi, biraz büyüdük bilgisayar ile tanıştık ve spor arabaların olduğu oyunlar oynadık, izlediğimiz filmlerde hep spor arabalar gördük. Şimdi spor araba hayal ediyorsak gerçekten de biz mi hayal ediyoruz? Her ne kadar kendi kararlarımızı verebildiğimizi sansak da yanılıyoruz.

Şimdi bize iki seçenek kalıyor; kendimiz için mi, insanlık için mi hayal kurmalı? Eğer insanlık için hayal kurarsak dolaylı yoldan kendimiz için hayal kuracağız. Fakat sadece kendi çıkarlarımız için hayal kurarsak bu durumu fırsata çevirmeye çalışan insanlara köle olmaktan uzağa gidemeyeceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir